genisbilgi siran
HATTİLER
Hitit imparatorluğu kurulmadan önce Anadolu'da ve dolayısıyla Şiran Bölgesinde yaşayanlardır. Bunların Hititlere akraba olduğu ve Orta Asya'dan daha önce çıkarak Anadolu'ya geldikleri sanılmaktadır. Bunlara bu nedenle Proto Hititler denilmektedir. Çeşitli kaynaklarda bunlara Haldi, Chlybe isimleri altında da rastlanmaktadır. Bugün bile Karadeniz Bölgesinin yüksek kesimlerinde oturan insanların Şiran, Kelkit, Bayburt yöresinde oturanlara Hald demeleri çeşitli kaynaklarda yazılı olup Hattiler'e kadar dayanmaktadır. Amasyalı Strabo'nun Coğrafyası'ndan verdiği bilgilere göre Haldiler, eski Kaluplar toprakları Frankya'nın arka hizasında bulunuyorlardı. Şiran, Kelkit, Gümüşhane dolayları bugünkü Sadak Köyü yerinde önemli bir endüstri merkezi olan Satala metal şehri vardı.
HİTİTLER
Orta Asya'dan gelmiş, Türk milletinden bir kol oldukları kazılar sonucu anlaşılan Hititlerin MÖ. 2300 - 1200 yılları arasında Kafkaslardan gelerek Anadolu'yu işgal ettikleri bilinmektedir. 100 yıla yakın bir süre Anadolu'ya ve Şiran'a hakim olmuşlardır. İlçede Hititler dönemine bir eserin varlığı bilinmemektedir.
URARTULAR
MÖ.. 1200 yıllarında Hitit Devleti'nin yıkılışından sonra Van dolaylarında kurulan Urartu Krallığı topraklarını Şiran Bölgesine kadar genişletmiştir. Araköy ve Aşağı Duruçay köylerinde oyma taş mağaraların Urartulardan kaldığı tahmin edilmektedir.
Kimmer - İskıt Akınları Dönemi
Gümüşhane bölgesi MÖ. 720 - 665 Kimmer ve İskit akınlarına maruza kalmıştır. O dönemlerde Gümüşhane ve yöresinin yerli halkı, Mosenekler ile Yunanlılarca Mikron diye adlandırılan topluluklardı. Yöre halkı, Urartu Devleti'nin siyasi baskısına boyun eğmişti. Ancak MÖ. 620 yılında yerli bir akın başlatan İskitler, Urartu topraklarını yağmaladılar.
MEDLER
MÖ. 560 tarihindeki Med istilasından sonra Urartu Krallığı yıkıldı. Med'ler , Erzurum, Gümüşhane, yörelerini ele geçirdi. Dolaysıyla Şiran yöresi de Medlerin eline geçmiş oldu. Savaşçı bir halk olan Medler bu yörede uzun bir süre yaşadıktan sonra krallıklarının zayıflaması üzerine Medlerin Ahameniş sülalesinden gelen 2. Kiros duruma egemen olarak krallığını kurdu. (MÖ. 550 )
PERSLER
MÖ. 550- 331 Tarihleri arasında yaşamışlardır. Bu krallık İran'dan Orta Anadolu'daki Kapadokya'ya dek uzanan topraklarda bir çok eyalet oluşturmuştur. Yaklaşık olarak 400 yıl hüküm süren Persler'in çıkışı gibi yıkılışı da ani olmuştur. MÖ. 331 yılında Makedonya Krallı Büyük İskender Pers Kralı 3. Darius'u yenerek Pers Krallığı'na son vermiştir.
Pontos Krallığı
Asur egemenliğinden kurtulan ve İran egemenliğine giren Kapadokya, Keyhusrev zamanında MÖ. ikiye ayrıldı. Bugünkü Sivas, Kayseri, Maraş, Kırşehir ve Niğde toprakları birinci parçaya ayrıldı. Sinop, Samsun, Amasya, Trabzon, Rize, Gümüşhane vilayetleri ve dolaylarını teşkil eden ormanlık ve sulu araziler ikinci parçaya ayrılmış ve Pont adı verilmiştir. Şiran ilçemiz ise 2. parça içerisinde yer almaktadır.MÖ. 190 - 169 Pontüs Krallığı Trabzon Dağlarına doğru yayılma politikasına girişmiştir. Batıdaki Bergama Devleti'nin çökertilmesinden sonra Pontüs Devleti Romalıların karşısına çıktı. Çeşitli kaynaklarda Pontüs Kralı'nın dağlardaki madenleri işlettiği söylenmektedir. Şiran İlçemizde de bulunan çok sayıda maden galerisinin büyük kısmının Pontüsler tarafından işletildiği sanılmaktadır. Ayrıca ilçemizdeki yüksek tepelerde bulunan bir kısım kaleler Pontüslüler tarafından yapılmıştır. MÖ. Pontüsler Gümüşhane yöresine sakladıkları hazine ve silahlarla MÖ. 66 yılına kadar direndiler. MÖ. 64 yılında Roma'ya bağlı bir krallık olmayı kabul etmişlerdir.
ROMALILAR
MS. 20 yılında Roma İmparatoru Agustun topraklarını Kelkit havzasına kadar genişletmiştir.Gümüşhane bölgesi bir prenslik olarak Roma'ya bağlandı. MS. 395 yılına değin Romalıların egemenliğinde kaldı.Pont memleketleri Romalıların eline geçtikten sonra Galatya Pontu, Polemonya Pontu, Kapadokya Pontu adı verilen üç parçaya ayrıldı. Şiran ve Gümüşhane yöresi Kapadokya Pontluğu içeririnde idi. Roma imparatorlarından Vezpazyen MS. 70 tarihlerinde merkezi Kapadokya olmak üzere 3 pontu birleştirdi. Sonradan bu topraklar, merkezi Trabzon olmak üzere Diyosez adı verilen bir valilik haline sokulup 11 vilayete bölündü. Bunlardan birisi ilimiz Gümüşhane'dir.
Yine İlçemizdeki bir çok kale Romalılar Döneminden kalmıştır. İlçemizde Roma Dönemine ait çok sayıda kilise ve kilise kalıntısı mevcuttur. Bunların başında Çakırkaya Manastırı gelmektedir.
İslam Uygarlıkları Dönemi
Hz. Ömer döneminde (634 - 644) Erzincan ve Erzurum'un Arapların egemenliğine girmesiyle Gümüşhane ilimiz ve Şiran İlçemiz de bu egemenliği tanıdı. Ancak bir süre sonra tekrar Bizanslılardan alındı. Hz. Ali Ve Muaviye arasındaki arasındaki çatışmalar esnasında İlçemiz tekrardan Bizanslıların eline geçmiştir.
Selçuklular Dönemi
1018 tarihinden başlayarak kendilerine yerleşim yeri arayan atalarımız olan Oğuz Türkleri, Bizans sınırlarını zorlamaya başlamışlardır. 1054 yıllarında Van dolaylarına girdiler. Bu yıllarda Bizans yönetiminde bulunan Şiran ve Yöresi yeniden Oğuz yönetiminin eline geçtiyse de kışın başlamasıyla Oğuzların İran'daki karargahlarına geri dönmesi sonucu Şiran ve yöresi tekrardan Bizanslıların eline geçmiştir. Ancak Alparslan'ın 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Türklerin egemenliği kesinleşmiş olup Şiran bir Türk Şehir oldu. Bükük ölçüde konar göçer olan Selçuklu oymak Beyleri'nin bugün bile izleri mevcuttur. Karaşeyh, Karaca, Günbatur, Sarıca, Yılınç ve Oğuz isimleri Türk boylarından kalmadır. İlçeye Selçuklular Döneminde yerleşenlerden birisi olan Avşar ve Çephi (Çapan) Oğulları'dır. Avşar Oymağı Suşehri'nin Avşar ve Akşar köyleri ile Tamara'ya yerleşmişlerdir. Alucra, Giresun, Şiran ve havalisine de bu oymaktan önemli kollar iskan etmiştir. Çapanoğulları ise Çorum, Gümüşhane ve Yozgat çevrelerine yerleşmişlerdir. Anlayacağınız kadarıyla ilçemizdeki köy ve yerleşim birimlerinin çoğunluğu Selçuklular zamanında kurulmuştur. Mesela Seydibaba Köyü'nde Selçuklu mezarları ve mezar taşları tüm tahriplere rağmen ayakta durmaktadırlar. Bunun yanında Bolluk Köyü'nde bulunan saray kalıntıları da Selçuklulardan kalmadır. İlçemizde daha sonraki tarihlerde Danişmendler, Mengücükler, İlhanlılar, Karakoyunlular ve Akkoyunlular Hüküm sürmüşlerdir. 1461 yılında Fatih sultan Mehmet'in Trabzon Rum İmparatorluğunu ortadan kaldırmasıyla Osmanlı yönetimi başlamış oldu.
Osmanlı Devleti Dönemi
Osmanlı Devleti Dönemi fazlaca uzun olduğu için size şimdilik genel bir bilgi sunacağım devamı daha sonraki zaman diliminde kısım kısım eklenecektir.
Şiran ilçemiz Osmanlıların eline 1473 'teki Otlukbeli Savaşı'nda Fatih Sultan Mehmet tarafından Uzun Hasan'ın alınması ile sağlanmıştır. Osmanlı fethinden sonra Şebinkarahisar Sancağı'nın bir nahiyesi olarak idare edilen ilçemiz 16. YY sonuna kadar buraya bağlı kaldı. 17. YY dan sonra Erzurum vilayetinin Erzincan Sancağı ile Trabzon vilayetinin Gümüşhane Sancağı arasında değişik zamanlarda idare edilen Şiran bazen de Kelkit nahiyesi ile birlikte ilçe yapılmıştır. Tanzimat'ın ilanından sonra Erzurum'a bağlanan Şiran İlçesi 1839 da tekrardan Erzincan'a bağlanmıştır. 93 Harbi'nden sonra 1879 yılında Gümüşhane Sancağı'ndan ayrılan Kelkit ve Şiran Bayburt Sancağına bağlandı Bu sırada halkın merkeze gönderdiği dilekçelerde Gümüşhane Sancağına tekrardan bağlandı.
1910-1920 Yılları Arasında İlçemizin Kurtuluş Mücadelesi
İlçemiz bu tarihte Gümüşhane'ye bağlı bir bucak idi. 1. Dünya Savaşı sırasında 1916 yılından itibaren ilimizin kurtuluşu olan 18 Şubat 1918'e kadar devam eden Osmanlı - Rus Savaşında Gümüşhane, Kelkit, Köse gibi yerlerin işgalinde nasıl ki Rus Ordusu için Kelkit önemli ise(Rusların tüm erzak depoları Kelkit'tedir.), Osmanlı Ordusu içinde Şiran o kadar önemlidir. Çünkü Kara Dağ, Çilhoroz Dağı, Çimen Dağları Osmanlıların elindedir. Osmanlıların en kuvvetli menzilleri buralardır. Halen Çimen Dağları'ndaki Dumbulca denen yerdeki Osmanlı Şehitliği günümüzde bile görenlerini içinde bir acı bırakmaktadır. Rivayetlere göre Rus ordusu bir gece baskını ile burada bir alayımızı şehit ediyor. Rus baskınından kurtulan askerler ise Ermeniler tarafından öldürülüyor. Bu savaş yıllarında Ruslar Şiran'a girememişlerdir. Sadece Telme, Kavakpınarı Köyleri bir müddet Rusların işgaline maruz kalmıştır. Fakat Ruslardan destek alan ermeni çeteleri yer yer soygun ve adam öldürme olaylarına karışmışlardır. İlçe tarihinde kara günler diye bilinen bu günler yıllarca Şiran insanının zihnine silinmeyecek bir acı olarak yazılmıştır. Halk arasında muhacirlik günleri denilen bu günler Şiran insanının tarihte hiç görmediği günlerdir.
Rus Ordusunun Geri Çekilmesi
Şuan için bazı bölümleri atladığımız için üzgünüz. Fakat daha sonraki zaman dilimde bu bölümler detayları ile anlatılacaktır.
Rusya'da 1917 yılında Bolşevik Ayaklanması başladı. 16 Aralık 1917 tarihinde Rus Kafkas Orduları iptal edildi. Erzincan'da Ruslarla bir antlaşma imzalanmış Ruslar işgal ettikleri yerlerden geri çekilecektir ve de öylede olmuştur. Bunun üzerine Rus ordusunun boşalttığı yerlerin kontrolünü Ermeniler ele aldı. Yöre halkı üzerinde ünlü politikaları olan soykırımı politikalarını uygulamaya başladılar. Bunun üzerine 3. orduya çekildiği hattan ilerleme emri verildi. 15 Şubat 1918'de Gümüşhane ve Erzincan 3. Ordumuz tarafından tamamen düşman işgalinden kurtarılmıştır.
Hasan Fehmi Polat'tan Bir Kesit
Bağımsızlık savaşının başlaması için Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya tamimi (belgesi) en güzel direktiftir. Mustafa Kemal Paşa, Amasya'dan hareket ederek 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresini başlattı. Bu kongreye Şiran İlçemizi temsilen Müftü Hasan Fehmi Polat katılmıştır. Hasan Fehmi Polat ayrıca Erzurum kongresinin açılışını yaptığı duayla açmış Allah'ın izniyle duası kabul olmuştur.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden
Koyulhisar Kalesi'nden hareket edip Zağa deresi boyunca hareket ederek Osmanlı Devletine ait tapu hücceti şöyle sıralamıştır.
buradan kalkıp 5 saatte Karayakup Köyü'ne geldik Oradan 3 saatte Korkun kayası menziline, oradan bir saatte Baru Köyü'ne, oradan geçip Tekman Beli denen yaman bele (Fındıklı Beli ) geldik. Burası 7-8 ay karla kapalı kalır. Kışın şiddetinden kuş uçmaz bir yer. Her ne ise, burayı bin zorlukla geçip Kadıoğlu ( Kadı Çayırı ) menziline vardık. Müslüman ve Ermeni köyüdür. Fakat zeamet olduğundan memurdur. Buradan 4 saatte Şiran Kalesi'ne geldik, kasaba gibi Müslüman memur köydür. Buradan 4 saat gidince Karacalar Köyü konağına vardık. Zeamet olup Müslüman ve Ermeni köyüdür. Oradan 5 saatte Sarıcalar Köyü menziline varıldı. Bu da memur bir zeamet olup Ermeni ve İslam köyüdür. Oradan iler Salut belini ( Çilhoroz geçidinin güneyi ) yüz bin zorlukla geçerek Kelkit arası sahrasına vardık. Buralar çok geniş, mamur, ürünü bol yerlerdir.
Kore Savaşına Katılanlar
Adı - Doğum Tarihi - Köyü
-
Hamdi Cansız 1929 Bahçeli Köyü
-
Kemal Yeniçeri 1929 Karaca Mahallesi
-
İbrahim Şener 1930 Çambaşı Köyü
-
Mustafa Gündoğan 1930 Çal Köyü
-
Efendi Kaya 1930 İncedere Köyü
-
Mehmet Taştan 1930 Akbulak Köyü
-
İsmail Yerli 1930 Ozanca Köyü
-
Mehmet Tosun 1931 Bahçeli Köyü
-
Ali Taş 1931 Seydibaba Köyü
-
Dursun Celepçi 1931 Y.Kulaca Köyü
-
Ahmet Celepçi 1931 Y.Kulaca Köyü
-
Mustafa Balyemez 1931 Karaköy
-
Mehmet Sökmen 1931 Akbulak
-
Hüseyin Kutun 1931 Beydere Köyü
-
Kazım Şeker 1931 Susuz Köyü
Kıbrıs Harekatına Katılanlar
-
Bekir Kılıç 1939 Ericek Köyü
-
Murat Çelep 1948 Boğazyayla köyü
-
Nurettin Sarı 1950 Elmaçukuru Köyü
-
Baki Tuncer 1951 Karaca Mahallesi
-
Hasan Yeniçeri 1951 Karaköy
-
Mehmet Balta 1953 Ara Köyü
-
Fazlı Çelik 1953 Susuz Köyü
-
Hulusu Demir 1953 İncedere Köyü
Şehitlerimiz
-
Kadir Gedik 1959 Yedibölük Kandıra
-
Şükrü Deli 1960 İncede 81 Tatbikatı
-
Yusuf Yıldız 1968 Çavlan Sumaktepe
-
Halil Aydın 1972 Alıç Bağlıca-Siirt
-
Bülent Kır 1973 Sadık Irak
-
Burhan Köse 1974 Sinanlı Van
-
Hüseyin Gülap 1974 Arıtaş Bingöl
-
Hakan Aydoğan 1977 İnemah. Sivas
-
Eklenecekler
-
Turgay Türkmen Karaca Mah. Bingöl
Osmanlı Dönemine Kayıtlı Eski Köyler
Arucı
Ziyad
Yılanç
Haydit
Kabai
Gersud-ı Miyane
Gündehor
Alankilise
Ökümgöz
Özne Köy
Çeyşirin
Kızılca
Eskiviran
Sinekur
Yuvakurs
Üçkilise
Laras
Kelabul
Sefne
Hımusek
Ayakçı
Kervaris
Dede Köy
Karaman
Kozdırak
Sarıyükü
Yalınözü
Meyhas
Obahan
Kohi
Milen
Mıdano
Hornik
İlçe Büyüklerimiz
Sizlerin bize göndereceği ilçemize geçmişte hizmet etmiş, unutulmuş şahsiyetlerin bilgileri yer alacaktır. Sizdengelenler@siranlilar.com
Şeyh Mustafa Faruki Rumî Şirani (ks)
Şeyh Yahya Dağıstanî (ks) den feyzlendiği bilinmesine rağmen kıssalardan ve silsilelerden alınan bilgilere ışığında O’nunda Abdullah Mekki (ks) den icazetli olması uygun görülmektedir. Rum´a gelip birçok yerde dergah açmış ve en son olarak Çorum´da hizmet ederken gittiği son Hac ziyaretinde Medine´de Cennet-ül Baki Kabristan´ına defin edilmiştir.
300 kadar halife yetiştirdiği irşat ile icazetli olarak bilebildiklerimiz Oğlu Faik Efendi (ks) verdiği, Tokatlı Mustafa Haki (ks), Darendeli Hacı Mahmut Efendi (ks) ve Hacı Ahmet Niksari (ks) dir.
Ahmed Şîrânî
Son devir Osmanlı âlimlerinden. İsmi Ahmed Şîrânî Efendidir. Babası Zürrâ'dan Mahmûd Ağadır. 1879 (H.1297) senesi Şiran kazâsının Karaca köyünde doğdu. Medrese tahsîlini bitirerek 1909 senesinde icâzet, diploma aldı. Müderrislik imtihanını başarı ile verdi. Dâr-ül-Hikmet-i İslâmiyye memuriyeti, Cerîde-i İlmiyye Müdürlüğü yaptı. 1916'da da Sahn Medresesi fıkıh müderrisliğine tâyin edildi. 1920'de Medreset-ül-İrşâd müdürü oldu. 1922'de Konya İmam ve Hatip Mektebi müdür ve muallimliği, 1924'te İstanbul İmâm-Hatip Mektebi hocası oldu.
Türkçe, Arapça ve Farsçanın yanında Fransızca da bilen Ahmed Şîrânî Efendi, Hayru'l-Kelâm ve İ'tisâm isimlerinde mecmualar neşretti. Bu mecmualardaki yazılarında devrin reformcu ve mezhepsizleriyle mücâdele ederek, cevaplar verdi. Bir ara İttihatçılarca dîvân-ı harbe verilen Ahmed Şîrânî, mecmuasında bunlara şöyle cevap verdi:
Bir insan Allah'ı, Peygamberi, din ve mezhepleri inkâr ettikten sonra, "Benim nazarımda din ve mezhep, Kur'ân ve hadîsten ibârettir." derse, onda ilim ve irfân, akıl ve idrâk, muntazam dimağ, sağlam hâfıza bulunur mu?
"Benim nazarımda dört imâm denilen muhterem zâtlar, İslâmî ilimlerde rusûh sâhibi, derin âlim ve ictihâda kâdir, gücü yeten bir âlimden başka bir şey değillerdir." diyorsunuz. Bunun hilâfını, aksini iddiâ edecek kimse bulunmadığına göre anlatmak istediğiniz bir maksad var. Fakat pek câhil olduğunuz için istediğiniz şekilde anlatamadınız. Demek istiyorsunuz ki: "Ben onların ilmî şahsiyetlerini tanırım, fakat mezheplerini tanımam." Artık size ne diyeyim. Açıklanması güç, gizlenmesi güç bir vereme tutulmuşsunuz. Bir mürşidin, yol göstericinin irşâd eteğine, bir âlimin îkâz rahlesine (önüne) vakit geçirmeksizin mürâcaat etmenizi din kardeşliği nâmına tavsiye ederiz.